
SAHNE 1:
Bir köy meydanı, ellerinde çapa olan iki köylü birbirleriyle fısıltıyla
konuşuyorlar. Bir başka köylü (Muhtar) biraz ötede oturmuş teşbih çekiyor.
Köylülerin suratlarında kırmızı lekeler var. Hepsi köylerindeki farelerden
dolayı hastalık taşıyorlar. Misafir köylülerin yanına gelir.
MİSAFİR: Merhaba arkadaşlar
1. VE 2. KÖYLÜ: Merhaba
MİSAFİR: Kolay gelsin
1. KÖYLÜ: Kolaysa başına gelsin
MİSAFİR-.Başıma mı gelsin, yapma Allah aşkına daha ne gelsin başıma?
2. KÖYLÜ: Hayrola, ne geldi ki basma?
MİSAFİR: Daha ne gelsin, sabahtan belli yoldayım. Yorgunluktan ölmek
üzereyim.
2.KÖYLÜ: Şöyle soluklan istersen. Yolculuk nereye?
1.KÖYLÜ: Nereden gelip nereye gidersin?
MİSAFİR: Dereköyden gelip Tepeköy'e gidiyorum.
2.KÖYLÜ:Şimdi sen taama Dereköyden'mi geliyorsun?
1.KÖYLÜ:Ve de Tepeköy'e gidiyorsun öyle mi?
MİSAFİR:Evet öyle ama o kadar yoruldum ki; yükümü aşağıda bırakıp geldim.
Umarım beni bu gecelik misafir edersiniz.
1.KÖYLÜ:OOOoooo yıllardır kimse -Öefe-keye—gitmek için bizim köyümüzden
geçmemişti.Bu yüzden de güzelim Ortaköy'ümüz misafire hasret kalmıştı.
2.KÖYLÜ:Hoş geldin kardeş. Başımız gözümüz üstüne. Tanrı misafirine her
zaman yerimiz vardır.
MİSAFİR:Boşuna dememişler 'Misafir olacaksan Türk'ün evine git'
diye.Allah sizden razı olsun. Bu gece yatıp dinlenir, yarın sabahta yoluma
devam ederim.
1.KÖYLÜ:Hele bu gece kal, dinlen. Sabah ola hayrola
(Konuşmaları merakla dinleyen muhtar yanlarına gelerek
konuşmalara katılır)
MUHTAR:Hoş geldin arkadaş, sefalar getirdin.
MİSAFİR:Hoş bulduk
MUHTAR:Ben bu köyün muhtarıyım. Demek bu gecelik bizim
konuğumuzsun.
MİSAFİR:Eğer uygun görürseniz
MUHTAR:Hay hay ne demek, Tanrı misafiri başımız gözümüz üstüne
MİSAFİR:Hay sen çok yaşa emi
MUHTAR:Haydi o zaman yürü de eve gidelim
MİSAFİR:Tamam ama müsaade et de torbamı alıp geleyim. Çok ağır
olduğu için aşağıda bıraktım.
1.KÖYLÜ:Madem sen çok yoruldun. Hiç zahmet etme. Biz gidip
getirelim torbanı.
2.KÖYLÜ:Haydi yerini tarif et de gidip alıp gelelim.
MİSAFİR:Çok sağ olun arkadaşlar. Torbam şu aşağıdaki ağacın
altında.
DEKOR:Bir köy sofası muhtarın karısı sacda ekmek yapıyor. Ortada bakır bir
sini var.Muhtar sininin yanma oturmuş kahvaltı ediyor. Muhtarın elinde,
karısının da yanında kalın birer sopa var. Muhtar sopayla oynamaktadır.
Misafir gerinerek sofaya girer.
MİSAFİR:Günaydın, amma da uyumuşum ha...
MUHTAR:Demek iyi uyudun. (Bir yandan da sopayla oynamaktadır.)
O zaman gel de ye.
MİSAFİR:Yok yok ben yemeyeyim.
M.KARISI:(Sopayı eline alıp sallayarak) Olur mu kardeşim. İki saattir
hazırlık yapıyoruz.
MİSAFİR:Öyle mi, demek iki saatte hazırladınız...
MUHTAR:(Sopayı göstererek)Ne sandın ya. Haydi nazlanma, gel otur da
başlayalım.
MİSAFİR:Yok ben oturmayayım.
MUHTAR:Adam sen de ne kadar nazlandın?
MİSAFİR:Ama o sopa...
MUHTAR:Korkma , korkma gel
MİSAFİR:Yok ben gelmeyeyim.
MUHTAR:Arkadaş, gel dedik ya....
MİSAFİR:İyi ama o sopa....(Bu sırada yanlarından iki üç tane fare geçer.
Muhtar ve karısı ellerindeki sopaları farelere doğru sallarlar.)
MUHTAR:Korkma dedik ya...Bak sen de gördün . Bu sopa azgın fareler için .
Köyümüzü bir sardılar ki; hiç sorma...
M. KARISI:Ağız tadıyla bir yemek bile yiyemiyoruz. Yemeğe bizden önce
saldırıyorlar.
MUHTAR:Bak yüzümüz, gözümüz yara içinde kaldı.
MİSAFİR:Bunları hep fareler mi yaptı?
MUHTAR VE KARISI: He ya onlar yaptı.
MİSAFİR:(Seyircilere döner) Bunların kedi denen şeyden haberi yok galiba.
Ne dersiniz onlara yanımdan hiç ayırmadığım kedim Tekir efendiyi göstersem
mi?)
MİSAFİR:Aman be muhtar bu da dert mi? torbamda bir kedi var ki;
değil fare kuş bile uçurtmaz.
MUHTAR:Kedi mi, o da ne?
MİSAFİR:Aslandan daha güçlü , bir fil kadar kuvvetli.
MUHTAR:Yok ya deme
MİSAFİR: Fare mare demez, yer yutar
M.KARISI: Anne!.... bizi de yer o zaman
MİSAFİR: Kedilerin kedisi. Bizim köyde bir tane bile fare bırakmadı. Ünü
dağları aştı.
MUHTAR:Eeee ne duruyorsun, çıkar o zaman
M.karısı:Çıkar, çıkar...
MİSAFİR: Olmaz, onun bir şerefi var.
MUHTAR:Bir manda verelim.
MİSAFİR:Katiyen olmaz
MUHTAR:Bir manda bir yavrusunu verelim.
MİSAFİR:Şerefi haysiyeti var.
MUHTAR:Beş manda beş yavrusunu verelim.
MİSAFİR:Olmaz dedim ya... o öyle kolay kolay çıkmaz.
MUHTAR:On manda on yavrusunu verelim.
MİSAFİR:Olmaz onun şerefi haysiyeti çok büyük
(Bu sırada fareler yine ortaya çıkıp gezinirler. Muhtar elindeki sopayı
onlara doğru sallar.)
MUHTAR: Aha sır kadar büyük.Aman arkadaş şunu ortaya çıkar da elimizdeki
sopalardan kurtulalım.
MİSAFİR:Olmaz, olmaz
MUHTAR:Köyün tüm mandalarını ve yavrularını verelim.
MİSAFİR:Eh o zaman olur belki. (Seyircilere döner) Ne dersiniz çıkarayım mı ortaya?
.........................
(Bu sırada fareler ordan oraya cirit atmaktadırlar.) Misafir köşede
duran torbasının ağzını açar. Kedi hırlayarak çıkar. Muhtar ve karısı
korkup birbirlerine sarılırlar. Kedi ortalıktaki fareleri yemeye başlar.
MUHTAR:Arkadaş sen en iyisi burada bir süre kal. Böylece köyümüz
de kedin sayesinde farelerden kurtulur. Olmaz benim Tepeköy'e gitmem
gerekiyor.
M.KARISI:Ne olur bizi kırma.
KEDİ: Seyircilere döner.) siz ne dersiniz çocuklar?
FARELER:Gidin, gidin, gidin
KEDİ: Çocuklar, kalayım mı gideyim mi?
FARELER:Git git git
MİSAFİR:Duyamadım çocuklar. Bir daha söyleyin.
KEDİ:Tamam. Madem bu kadar ısrar ediyorsunuz kaldım gitti.
(Fareler telaş içinde kaçarlar kedi kovalar.)
SAHNE 3:
DEKOR:Bir köy meydanı. Köylüler oturmuş, konuşuyorlar.
M.KARISI: Köydeki tüm fareler bitti. Bunlar artık gitse...
MUHTAR:Adamın gitmeye pek niyeti yok.
1.KÖYLÜ:Adam neyse de hayvan çok azgın.
2.KÖYLÜ:Köydeki fareler bitti. Bu hayvan acıkınca ne yapacağız.
KORO:
Amanın,amanın dostlar
Tehlikede bizim postlar
Bu hayvan hayli azgın
Hırlayıp, mırlıyor çok kızgın
Peynir ekmek yersiniz
Bizi yer mi dersiniz
Haydi gelin kaçalım,
Dağı taşı aşalım
1.VE 2. KÖYLÜ:Eeee şimdi ne yapacağız
M.KARISI:Biz en iyisi ne yapacağımızı sahibine soralım
1.KÖYLÜ:Hah o da buraya geliyor zaten
MUHTAR:Köydeki tüm fareler bitti şimdi ne yapacağız?
MİSAFİR:(Gülerek) Hiç korkmayın. Dediklerimi yapın yeter. O bıyığını ne
yana çevirirse siz de o yana gidin.
(Bu sırada kedi yanlarına gelir. Bıyığını ne yana çevirirse köylüler o
yana koşarlar. Kedi ürküp aralarından fırlayıp kaçar. Sahibi de arkasından
çıkar.)
1.KÖYLÜ:Kedinin azgınlığını gördünüz. Gitmeye de pek niyetleri yok.
2.KÖYLÜ:Hayvan acıkmışa benziyor.
MUHTAR:Doğru,doğru.Biz en iyisi ona bir ziyafet hazırlayıp karnını
doyuralım. Böylece bize saldırmaz.
M.KARISI: hazırlayalım ya...Türlü türlü yemekler yapalım.
2.KÖYLÜ:(1. köylüye döner.) Haydi biz hazırlık yaparken sen de gidip onu
ziyafete çağır. ' j
1.KÖYLÜ:Kesinlikle olmaz.Onu en iyisi muhtar çağırsın.
MUHTAR:Siz delirdiniz mi, ben hiç bile bile kendimi o canavarın
önüne atar mıyım?
2.Köylü:Peki onu kim çağıracak?
M.KARISI: Aklıma bir fikir geldi. Onu en iyisi kurnaz tilki çağırsın.
MUHTAR:Delirdin mi sen, o hırsızın teki
1 .KÖYLÜ:Ama bu işi ancak o becerir.
2.KÖYLÜ:Üstelik hepimizden de kurnaz.
MUHTAR:İyi ne yapalım. Denize düşen yılana sarılır. Tilkiyi hep
beraber çağıralım.
KORO:
Tilki tilki neredesin?
Kümeslerden tavuk aşıran, tilki neredesin?
Tilki, tilki neredesin?
(Tilkiden ses seda çıkmaz)
M.KARISI:Ona tuzak kurduğumuzu sanıyor. En iyisi onu kandıralım.
1.KÖYLÜ:Evet, evet kandıralım
2.KÖYLÜ:Tilki tilki neredesin, sana bir hediyemiz var.
M.KARISI:Eğer hemen ortaya çıkmazsan hediyemizi alır gideriz.
(Tilki ağacın arkasından koşarak gelir)
TİLKİ: Birileri beni mi çağırdı?
KORO:Evet seni biz çağırdık.
TİLKİ: Birileri hediyeden mi bahsetti?
M. KARISI: Evet sana verilecek bir hediyemiz var.
TİLKİ: Yoksa bana vereceğiniz besili bir tavuğunuz mu var?
M.KARISI: Sana bir görev vereceğiz. Eğer başarırsan sana bir kümes dolusu
tavuk helal olsun.
TİLKİ: Hemen söyleyin. Bütün zor görevleri yaparım.
MUHTAR:Köyümüzde farelerle beraber yaşayıp giderken bir canavar kedi
geldi. Bütün fareleri yedi yedi ama şimdi fareler bitti .Karnı acıkınca
korkarız bizi yiyecek. '.
TİLKİ: Oh ne iyi olur.
MUHTAR:Çok sevinme listesinde sen de varsın.
TİLKİ: Anne, öyle mi?
MUHTAR:Şiiişt sahibi duymasın.
TİLKİ:Anne ben çok korktum.
1.KÖYLÜ:Öyle hemen korkma. Eğer bize yardım edersen hiçbirimizi yiyemez.
TİLKİ: Söyleyin çabuk ne yapmam gerekiyor.
M.KARISI:Canavar şu anda bizim evde. Biz ona meydanda bir ziyafet
hazırlayacağız.Sen gidip onu al gel. Böylece karnı doyar, bizi de yiyemez.
MUHTAR:Yavaş, sahibi duyacak.
TİLKİ: Ben hemen gidiyorum.
SAHNE 4:
DEKOR:Muhtarın evi. Kedi ocağın başında kestiriyor.Tilki kapıdan girip
kedinin yanına gelir. Köylüler meydanda bekliyorlar.
KEDİ:Hırdı hır... mırdı mır....
TİLKİ: Efendim, bana mı dediniz?
KEDİ: Hırhırhırrrr.......
TİLKİ:(Korkuyla) Peki efendim. Ben sonra gelirim.
SAHNE 5:
DEKOR:Köy Meydanı ziyafet hazırlığı var. Tilki koşarak köylülerin yanma
gelir.
TİLKİ: Amanın dostlar, ben onu getiremem. Mübarek teşbih çekiyor. 'Beni
rahatsız etme, yoksa gününü gösteririm' dedi.
1.KÖYLÜ:Yalvarırız tilki, ne olur. Git onu bekle, teşbih çekmesi bitince
al, gel.
TİLKİ: Olmaz, getiremem
M. KARISI: Sana iki kümes dolusu tavuk veririm.
TİLKİ: Olmaz
MUHTAR: Hatta köyün tüm tavuklarını
1.KÖYLÜ:Benim sarı tavuğum hariç
TİLKİ:Eh madem bu kadar ısrar ediyorsunuz, gideyim bari. (Seyirciye
dönerek) Siz ne dersiniz. Gidip kediyi tekrar çağırayım mı?
SAHNE 6:
DEKOR:Muhtarın evi. Kedi yine ocağın yanında kestirmektedir. Tilki koşarak
yanına gelir.
KEDİ:Hırdı hır mirdi mır mır.....
TİLKİ:Aman efendim, yaman efendim.
KEDİ:Hırdı hırrrrrrr............
TİLKİ:Bu ne biçim iştir efendim
KEDİ:Mırmırmır.......
TİLKİ:İşin ucunda kümesler dolusu tavuk olmasa.....
KEDİ:(Önce bir gözünü, sonra diğerini açarak gerinir) Biri bana bir şey mi
dedi?
TİLKİ: Çok saygıdeğer efendim...
KEDİ:Sen de kimsin?
TİLKİ: Ben tilki, ben bu köyün tilkisiyim.
KEDİ: Benden ne istiyorsun.?
TİLKİ: Köylüler aralarında toplanmış......
KEDİ:Eeeeeee ne yapayım?
TİLKİ:Sizin şerefi haysiyetinize bir sofra hazırlamışlar.
KEDİ:Yaaa öyle mi, neler var sofrada?
TİLKİ:Neler var neler, maydanozlu köfteler.İsterseniz gidelim de orada
görürsünüz.
KED: İyi o zaman hemen gidelim.
(Kedi ve tilki evin dışına çıkarlar. Kedi, uçan kuşları, yerdeki böcekleri
yer. Tilki kedinin bu halini görünce korkar. Kediyi bırakıp köylülerin
yanına gider.
SAHNE 7:
DEKOR:Meydanda hazırlık var. Kediye ziyafet nazlanıyor. Tilki koşarak
meydana gelir.
TİLİİKİ:Amanın dostlar, ben böyle canavar hiç görmedim.
1.KÖYLÜ:Anlatsana tilki ne oldu?
TİLKİ: Kedi çok azgın. Yerdeki böcekleri, gökteki kuşları bir bir yedi. Az
kalsın beni de yiyecekti. Zor kaçtım elinden. Sizin yerinizde olsam
saklanırım. Birazdan burada olur.
(Köylüler panik halinde saklanırlar. Muhtar da ağacın arkasına saklanır.)
MİSAFİR:(Alana girerek) Bu köylülerde nereye gittiler. Ortalıkta
kimsecikler yok. Huuu huuu neredesiniz, çikolata versem yer misiniz?
Elma dersem çık, armut dersem çıkma (Der ve çıkar)
(Kedi hırlayarak alana girer)
KEDİ:Hır hır hırr Bu köylülerde nereye gitti?
KÖYLÜLER:Gittiler saygıdeğer efendi, bir daha gitmemek üzere
gittiler.
KEDİ:Ama ben kendime ziyafet çekecektim.
MUHTAR:Bakın etraf kuşlar ve tosbağa böcekleriyle dolu onları yiyin
KEDİ:Eh ne yapalım yiyelim bari
(Kedi etraftaki kuşları ve böcekleri yer. Ağaçtaki bir kuşa saldırırken
de ağacın arkasına saklanan muhtarın kulağını pençesiyle yırtar.)
MUHTAR:Yetişin kulağım koptu.
KÖYLÜLER: Yetişin sıra bize geliyor.
(Kedi tırnaklarını bilemek için bir kütüğe saldırır. Kütüğün arkasındaki
köylü korkuyla kendini yere atar.)
1.KÖYLÜ:Eyvah ziyafete benden başlayacak galiba.
KEDİ: Karnım doydu. Biraz kestireyim bari.(Der ve bir köşeye çekilip
kestirmeye başlar.Köylüler saklandıkları yerden çıkarlar.)
MUHTAR(Eliyle kulağını tutarak)Of anam gitti kulağım.
1.KÖYLÜ:Bir^an önce bundan kurtulmamız lazım.
2.KÖYLÜ:Uyumuşken bir plan yapalım.
M.KARISI:Sizi bilmem ama ben korkudan öleceğim galiba.
TİLKİ:Parlak bir fikrim var.
KÖYLÜLER:Haydi söyle o zaman
TİLKİ:Söylerim ama bu işin sonunda köyün tüm tavukları ve
yumurtaları görünüyor.
M.KARISI:Sana feda olsun.
TİLKİ:Ya sarı tavuk
1.KÖYLÜ:Eh ne yapalım önce can
TİLKİ:Şuraya bir tuzak hazırlayalım. Canavar kedi tuzağa düşünce de
hapsedelim.
MUHTAR:Evet hapsedelim.
KÖYLÜLER:Hapsedelim
{Hazırlıklar başlar, tuzak hazırlanır.)
1.KÖYLÜ:Tilki kardeş, madem bu fikir senden çıktı, o canavarı buraya
getirmekte sana düşer.
TİLKİ: Getiremem.
M.KARISI:İçimizde en cesur sensin.
MUHTAR:En kurnaz
1.KÖYLÜ:En akıllı
2.KÖYLÜ:En güçlü.
TİLKİ:(Gerinerek) Öyleyim, değil mi?
KÖYLÜLER:Öylesin,öyle.
TİLKİ: Eh ne yapalım, iş başa düştü.
(Köylüler saklanırlar. Tilki, kedinin uyuduğu köşeye gider.)
KEDİ: Hırdı hır, mirdi mır mır
TİLKİ:Uyusun da uyanmasın ninni
Aman bizi yemesin ninni
KEDİ:Mır mır mır mırrrrr.....
TİLKİ:Tıpış tıpış yürüsün
Tuzağa düşsün inşallah
KEDİ:(Bir gözünü açarak) Bu konuşan da kim? TİLKİ: Benim efendim uykunuzu
bölmedim ya.... KEDİ:Hırhırhırhrırr
TİLKİ:Bana öyle geliyor ki karnınız yine acıktı.
KEDİ: Hem de nasıl
TİLKİ:Oh ne güzel!.. Öyleyse beni dinleyin. Falan yerde fişman
yerde....
KEDİ:Nerede nerede
TİLKİ:Falan yerde, fişman yerde...
KEDİ:Eeeeee...
TİLKİ:Bir düğün var.
KEDİ:EEEeeeeee
TİLKİ:Düğünde de bir ziyafet var ki düşündükçe ağzımın suyu akıyor.
KEDİ:Ya öyle mi hırrrrrr.....
TİLKİ:Öyle, öyle. Üstelik düğüne siz de davetlisiniz.
KEDİ:iyi o zaman haydi gidelim.
TİLKİ:Aman efendim aman... Ne yapıyorsunuz? Siz günlerdir çok yoruldunuz.
Hiç zahmet etmeyin. Size bir oturak hazırladık, siz oraya oturun. Biz sizi
sırtımızda götürürüz.
KÖYLÜLER:(Saklandıkları yerden)Götürürüz, götürürüz.....
MUHTAR:Götürün, götürün
(Kedi bir sıçrayışta tuzağın üzerine atılır.Köylüler saklandıkları yerden
çıkarlar. Daire olup kedinin etrafında dönmeye başlarlar)
KEDİ: İmdat!.... tuzağa düştüm
KORO:Tuzağa düşmüş İmdat!....
KEDİ:Çıkarın beni buradan
KORO:Bizi yemen için mi?
KEDİ: Sizi yemek mi, bu da nereden çıktı?
MUHTAR:Boşuna yalvarma biz oyuna gelmeyiz.
KEDİ:Şimdi anladım, siz beni yanlış anladınız.
MUHTAR:Bak kulağıma, zor kurtardım o azgın pençelerinden.
KEDİ:Ben yalnızca tırnaklarımı bilemek istemiştim.
KÖYLÜLER:Sen bizi yiyecektin.
KEDİ:Lütfen mantıklı olun. Ben bir kediyim. Nerede görülmüş bir kedinin
insan yediği?
1.KÖYLÜ:Boşuna yalvarma
KEDİ:İmdat!... cankurtaran yok mu?
MİSAFİR:(Koşarak gelir) Burada neler oluyor?
MUHTAR:Bu canavara dersini veriyoruz.
MİSAFİR:Canavar mı, ne canavarı?
1.KÖYLÜ:Gözlerimizle gördük bütün fareleri yedi. Şimdi sıra bize geldi.
M.KARISI: Az kalsın bizi de yiyecekti.
MİSAFİR:Amanın dostlar yapmayın. O sadece zavallı bir kedi. Üstelik
köyünüzü farelerden temizleyip sizi de hastalıktan kurtardı.
KÖYLÜLER: hastalıktan mı kurtardı?
MUHTAR:Biz onu bunu bilmeyiz canımızı zor kurtardık.
MİSAFİR:O zaman çocuklara soralım (Seyircilere döner) Siz söyleyin
çocuklar, kedi hiç insan yer mi?
KEDİ:Yaşasın çocuklar.
MİSAFİR: Gördünüz mü siz kediyi yanlış anladınız. Çocuklar bile sizden iyi
tanıyorlar kediyi. Ayrıca kedim sizi farelerin yol açtığı hastalıktan da
kurtardı. Bakın yüzünüzdeki lekeler geçti.
(Köylüler kedinin başından ayrılıp baş başa verip konuşurlar)
Hastalıktan mı kurtardı?
Hastalık mı?
Kedi mi kurtardı?
KORO:Hastalıktan kurtulduk,
Kediyi de kurtardık.
MUHTAR: Tamam o zaman. Kediyi bırakıyoruz. (Kediye döner) Sen de bizi bağışla seni yanlış tanıdık ve boşuna senden korktuk. Şimdi seni bırakıyoruz.
(Kediyi tuzaktan kurtarır)
KEDİ: Yaşasın, yaşasın!....
KORO:Seni yanlış tanımışız. Özür dileriz.
KEDİ:Çok sevindim. Kalbim sevinçle doldu.
(Misafir, köylüler ve kedi dans etmeye başlarlar.
MİSAFİR VE KEDİ: Hoşcakalın dostlar, biz artık gidiyoruz.
KORO: Çok teşekkür ederiz dostlar size
Kurtardınız lekelerden ve farelerden bizi
Güle güle gidin sevgili dostlar
Sizi bekler yolunuz ve ulu dağlar.
Güle güle gidin sevgili dostlar.